DOLAR 7,0506
EURO 8,4168
ALTIN 461,022
BIST 1091,8
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
İstanbul 31°C
Az Bulutlu

Düşünmeye üşenenler!

Freud der ki ” Evrendeki en büyük gösteri sen aklını keşfettiğin an başlar. ” İnsan için en zor keşiflerden biridir bu. İnsanın ” kendi” aklı olduğunu ondan gizleyen o kadar çok şey vardır ki…

Toplum, kurallar, otoriter ebeveynler, eğitim sistemi, dayatmalar, korkutmalar, ezberler, gereksiz şükürler, fazlaca önemsenen figürler, anlamsız yüceltmeler ve daha neler neler…insana kendine ait bir aklı olduğunu ve istediği an onu kullanabileceğini farkettirmekten uzak, unutturmaya çalışan şeyler.. Sürekli olarak ” senden çok daha akıllı o kadar çok insan var ki… Sen bırak, hiç düşünme şimdi…” diyen iç sesler, dış sesler…

Yine de herkes için, her şeyin hayatın olağan akışına uygun şekilde, tam olarak olması gerektiği gibi olup gittiğine inanmakta zorluk çekeceği bir an vardır ve o an mutlaka gelir. O an geldiğinde beyin sorgulamaktan geri duramaz artık. Tüm cevapları bilmek ister.
” Böyle mi olmak zorundaydı ? Ne oldu da her şey böyle oldu ? Başka türlü de olamaz mıydı ? Başka türlü olması için ben ne yapabilirdim ? …”

 Artık soruların sonu yoktur. Her cevap içinde yeni yeni sorular saklar, doğurur. İnsan sormaktan da cevaplamaktan da yorgun düşene kadar devam eder bu keşif süreci . Gerçekten yorulduğu, devam etmekte zorlandığı an ise koşulsuz teslimiyet gelir : ” Her şey olması gerektiği gibi oldu, oluyor, bu şartlarda başka türlüsü olamazdı ve bu şartlar üzerinde benim etkim çok çok azdı… Belki de hiç yoktu…”

İnsanlığın binlerce yıllık kısır döngüsü işte budur. Bunu günlük hayatımız içinde de binlerce kez yaşamışızdır. Modern (!) toplumda insanları çıldırtan, delirten, bunalıma sürükleyen, antidepresanlara bağımlı kılan da insanın bu döngüyü farkındalıkla ve cesaretle yaşayıp atlatama ması, bir noktada takılıp kalması, cevapları ile yüzleşmekte güçlük çekmesidir.

Aklını kullanmaya “cesaret etmek” her dönemde olduğu gibi günümüzde de en büyük devrimdir. Temel korkular, geçmişteki yaşanmışlıklar bu devrimi ertelemek için her şeyi yapar… Devrimi erteleyebilirsiniz ama engelleyemezsiniz. Çünkü ” akıl” her canlıda kullanılmak ister. Kullanılmazsa da kendi kendini sabote eder, imha eder. Değersizleştirir.

Şimdi bir an için durup düşünmenizi istesem ; Günlük hayatın olağan akışı içinde, bugün, aklınızı kaç kez kullandınız ? Kaç kez sorgulayarak bir iş yaptınız ya da yapmaktan vazgeçtiniz ? Anlık kararlarınızdan, ezberlerinizden, otomatik olarak gerçekleştirdiğiniz eylemlerinizden bahsetmiyorum. Sadece size ait olan akılla kaç kez gerçekten ” düşünerek” hayata dair bir ” keşif” yaptığınızı soruyorum. Öyle büyük büyük keşifler olmasına gerek yok.. Hatta daha önce milyonlarca kez keşfedilmiş bir şeyi bile yeniden keşfedebilirsiniz. Yeter ki o bilgi sizden doğsun, sonsuza kadar size ait olsun. Siz bir aklınız olduğunu keşfedin. İşte bunun yaşatacağı mutluluğu ve özgürlük duygusunu başka hiç bir şekilde yaşayamazsınız. Dünyada ve çevrenizde olup biten her şey o zaman yeni bir anlam kazanır. Siz ancak o zaman gerçekten ” var” olduğunuzu anlarsınız .Düşünün. Düşünmeye üşenmeyin.



YORUMLAR

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.