DOLAR 7,2915
EURO 8,5355
ALTIN 477,171
BIST 1060,59
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
İstanbul 31°C
Parçalı Bulutlu

Bilimdeki boş parça: Davranışsal ekonomi

15.06.2020
1.070
A+
A-

Yazıyı okumaya başlamadan önce ekonomi hakkında aklınıza gelen ilk şeylerin neler olduğunu düşünebilir misiniz?

Ekonomi kitapları şunu der; İktisat, kıt kaynaklarla sınırsız insan ihtiyaçlarını karşılama yöntemidir. İnsan ise; “mükemmel” bilgilere sahip ve bu bilgilerden yararlanarak kendisi için maksimum faydayı sağlayabilecek, etkin kararlar alabilen bir canlıdır.

Ekonomiye göre insanlar, ekonomik sistem içinde kendileri için en mantıklı kararları alabilen, kendilerini en mutlu eden seçenekleri seçebilen bireyler olmalıdır. Aldıkları ekonomik kararlarda ise her zaman başarılı olmaları gerekirdi. Çerçevesi çizilen bu durumu, ekonomi terimi olarak söylemek gerekirse; insanlar, “Homo Economicus” olmalıydı.

Peki, gerçekten de öyle mi? İnsanların aldıkları kararlar, yaptıkları seçimler Klasik ekonomi terimlerinin bahsettiği gibi kusursuz mu? Ya da bireyler doğuştan mı kusurlu? İnsanlar kendisini veya çevresini incelediğinde, çok fazla duygusal sapmaların yaşandığına tanık olabilir.

Örneğin; güven duygusu yıkılan insanlarda yıkılan bu duygunun yerini intikam isteği alabiliyor. Meydana gelen olumsuzluklar karşısında, gereğinden daha fazla duygu değişimi yaşanabiliyor, üzgün veya sinirli olunabiliyor.

Öte yandan, tersi de mümkün: Gereğinden fazla mutluluk. Tam da, insanların duygularında böylesi aşırılıkların ortaya çıktığı dönemlerde alınan kararları düşünün. Mutluluk örneğini sürdürelim, kişi kendisini çok mutlu hissettiği bir zamanda, yapacağı her yatırım kararından kazanç sağlayacağı düşüncesiyle büyük riskleri göze alabiliyor.

Verilen bu kararın ardından yaşanan gereğinden fazla stres, insanların kalp ritmini bile değiştirebiliyor. Mutluluğun aşırılığı, stresin aşırılığına dönüşüyor. Şimdi baştaki öngörüye geri dönelim ve şu soruları soralım.

Eğer insanlar ekonominin bahsettiği gibi rasyonel varlıklarsa alınan kararların ya da yaşanılan olayların insanları bu kadar yoğun etkilemesi normal midir? Bu kadar yoğun duygu geçiş dönemlerinde ne kadar rasyonel davranabilirsiniz?

Ekonomi Bilimi içinde; çevresel faktörler incelenmiş, krizler incelenmiş, paranın tarihi incelenmiş… Fakat, tüm bu incelemelerin hepsinde gözünün önünde duran, baktığı yerlerin arasında gördüğü, hatta varlığını hissettiği insanın davranışlarını incelemeyi ise uzun bir süre göz ardı etmiştir. Yaşanılan krizlerin derinliklerine bakıldığı zaman puzzleda önemli bir parçanın eksik olduğu görülmekteydi. Ya insan doğasının tamamen kusursuzluğuna inanılıyordu ya da kusurlu olan insan doğasının irade kullanılarak düzeltilebileceği düşünülüyordu.

İnsanlar, olağan yaşantılarında bile doğası gereği kusursuz olmadıkları gibi bu kusuru örtebilecek güçlü iradelere de ne yazık ki sahip değillerdir. Örneğin, kaç defa spora başlamayı düşündünüz ya da kaç defa başlayacak adımı atıp çok kısa bir sürede bundan vazgeçtiniz. Hatta pek çok defa, o anda yorgun olduğunuza ya da yarın gideceğinize ilişkin kendinizi ikna edecek, kandıracak bahaneler bile ürettiniz.

Sporun, uzun vadede vücuda katacağı faydaları düşünürsek spordan vazgeçiyor olmanız ne kadar rasyonel bir karar olabilir?

Eğer insanlar, rasyonel kararlar alabilen bireyler olsaydı, insanların kendilerine en fazla faydayı sağlayacak konuların üzerine yoğunlaşmaları gerekirdi. İnsanlar, ne kadar akıllı hareket etmeyi düşünseler bile duygular ile hareket etmeyi ne yazık ki bırakamıyorlar. George A. Akerlof ve Robert J. Shiller’in dediği gibi, insanlar hayvansal dürtülere sahip olan canlılardır.

Ekonomide yaşanan birçok olay gösterdi ki ekonomi, uzun yıllar boyunca çekingen yaklaştığı insan doğasını ve insan psikolojisini bu alana dâhil etmediği müddetçe, bu puzzle tamamlanmaktan uzak kalacaktı. Adam Smith “Ahlaki Duygular Kuramı” ve “Ulusların Zenginliği” kitaplarında insan psikolojisine değinmiş olsa bile, ekonomi ve psikolojinin sistematik birlikteliği kendini bundan çok uzak bir tarihte, 1980’li yıllarda göstermektedir. Günümüzde ise, puzzleda ki bu boş parçaya “Davranışsal Ekonomi” (Behavioral Economics) denmektedir.

Peki, davranışsal ekonomi yatırımcı için neden önemli? Yatırım yapacağınız piyasaları birer orman olarak düşünün. Bu piyasalarda işlem yaparken ya da yapmadan önceden okuduğunuz, görüşlerinden yardım aldığınız temel ve teknik analizler, bu ormanda sizler için yol açan çalışmalardır.

Temel analiz ve Teknik analizleri bilmeden hangi yoldan ilerleyeceğinizi bilmeniz çok zordur. Ancak, sizin için açılmış olunan bu yolda tek başınıza yürümeniz gerekmektedir. Hiçbir yatırım uzmanı sizin için o yolda yürümeyecektir çünkü bu yolculuk size aittir.

Davranışsal Ekonomi ise, bu yola çıkarken nelerden korktuğunuzu, ne kadar risk alabildiğinizi, paniklediğinizde nasıl tepkiler verdiğinizi sizlere göstermeye çalışan bir alandır. Eğer kendinizi tanımadan bu alanlarda yatırım yapma kararı alırsanız; yolculuğunuzda durmanız ya da ilerlenmeniz gereken noktaları kaçırabilir, karşınıza çıkan bir yırtıcı hayvandan yolunuzu çevirmezken bir sinekten korkup kaçabilirsiniz. Yolda kendi yapabileceklerinin sınırını bilmek için, insanın daha önce kendine ilişkin bilmediği güdülerini tanıması gerekir.

Peki, ekonomi hakkında, aklınıza gelen ilk şeylerde kendi davranış kalıplarınızı kaçıncı sıraya koydunuz? Ya da hiç aklınıza bile gelmedi mi?

“İnsanoğlu ne tuhaf bir eser! Muhakeme de nasıl da yüce! Kabiliyet açısından ne kadar sınırsız! Bedeni ve hareketleri ne kadar süratli ve takdire şayan! Tutumlarıyla nasıl benziyor bir meleğe! Aklıyla nasıl benziyor bir tanrıya! Evrenin harikası, hayvanların en mükemmel örneği.” (Hamlet)

Cemre YOLDAŞ



YORUMLAR

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.