DOLAR 7,6684
EURO 8,9233
ALTIN 460,33
BIST 1.124
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
İstanbul 27°C
Parçalı Bulutlu
İstanbul
27°C
Parçalı Bulutlu
Cts 30°C
Paz 26°C
Pts 27°C
Sal 28°C

Corana günlerini sindirebildik mi?

14.09.2020
987
A+
A-

20.yüzyılda PANDEMİ hakkında çok şey öğrendik ve deneyimledik. Adeta dünya ölüm sarmalına kilitlendi, Corona virüsü insanlığın korkulu rüyası oldu. Geçmişte de böyle salgınlar yaşandı ve büyük yaşam kayıpları oldu ama bizler için ilk deneyimdi.

Bu süreçte bir fark vardı ki o da dünyanın daha global olması, daha yoğun iletişim ağı içerisinde bilgileri dünya ile paylaşmasıdır.

20.yüzyıl pandemi adına ön provası oldu ve eksiği gediği tatsız bir şekilde görüp,yaşadık. Doğanın pandora kutusu açıldı, -bingo!! içinden bu virüs çıktı (!)

Dünya ülkelerinde sağlık sisteminin bu kadar kırılgan ve zayıf olduğunu kim tahmin edebilirdi !! Şunu unutmamak gerekiyor ki herkes potansiyel bir hastalık vektörüdür. Gözle görülmeyecek kadar küçük bir virüs dünyamıza girdi ve DURUN dedi.

Bu virüs insanlara bir şeyler mi anlatıyor, mesajlar mı veriyor acaba !

Doğa, insanoğlundan daha güçlü olduğunu yaşattığı sarsıcı olaylarla gösteriyor.

Deprem gibi pandemi gibi. Biz ise onu çok hor kullanarak tüketiyoruz.

Doğa ile dengeli ve uyum içerisinde olmalı ruh, beden, fizik sağlığını korurken tabiatın ve holistik yaşamın felsefesini de iyi anlamak gerekiyor.

Doğanın penceresinden baktığımızda; nefesin, temiz havanın, oksijenin,güneşin ,tarımın, toprağın, suyun kıymetini bir kere daha anladık.

Son günlerde, Corona günleri bizlere neleri öğretti tarzında sorular akıllara takılıyor.

Sağlığın ne kadar kıymetli olduğunu, bilim ve teknolojinin, modern tıbbın vazgeçilmezliğini, sağlık ordusuna, cephanedeki doktor askerlere, malzemelere duyulan ihtiyacın boyutlarını fark edilmesini, hijyenin önemini, su ve sabunun işbirliğini, toplumsal dayanışmayı, evlerde kalındığı süreçte belki de kendimize döndük içsel yolculuğa doğru da bir adım attık, değer verdiğimiz ya da değer yargılarıyla kategorize ettiğimiz yaşam tarzlarımızın aslında çok da önemli olmadığını, sahip olmak adına peşinde koşup ömür tükettiğimiz mal mülk eşya marka vs bugünlerde çok da işe yaramadığını ihtiyacımız kadar olmasını gerekliliğini mi anlar olduk acaba !

Hayatımızı köleleştirerek, sistemin oluşturduğu tip insanlara dönüştüğümüz son yıllarda sadece para kazanma ve başarı hırsı odaklı olan yaşam tarzlarıyla aslında yaşamı ıskalarken ve kaçırırken belki bu evde oturduğumuz günlerde sakinliği yavaşlamanın gerekli olduğu, dur, düşün, dinle, yavaşla olguları gelişerek belki de empati yapabilmişizdir.

Dışarıda geçen zamanın ve sosyal hayatın değerini görüp, gönüllülük esaslı olan dayanışma ve paylaşmanın önemini, dünya ülkeleri arasında dahi ekipman, hekim, hastane desteği olarak karşımıza çıktı ve paylaşmanın güzelliğini fark ettik. Virüse, ölüme, acılara kayıplara rağmen özgüvenle iyileşme çabası ve umutların hep var olduğunu anladık.

Sosyal devlet olmanın ne kadar kıymetli olduğunu ve güvenmemiz yaslanmamız gerektiğini bir kere daha anladık. Silahlanmaya milyon dolarlar harcansa da hiçbir nükleer silah top tüfek bu virüsü öldürmeye yetmeyi ve onu yenemiyor. O zaman sağlık ve bilimsel araştırmalara daha çok yönelmek, önem vermek gerektiği gerçeği önümüze çıkıyor.

Karantina günleri ve kısıtlı kalınan süreçlerde ruh sağlığı, fiziksel sağlık ve bedensel sağlıkta etkilendi. Kaygı, korku, endişe, kısıtlı kalmak, çaresizlik gibi olgular psikolojiyi etkilediği gibi bir de sindirim sistemi bu durumdan nasibini aldı. Neden mi ?

Kısıtlı kalındığı bu süreçtepek çok kişide kilo alımı, eklem, kas ağrıları, kabızlık, iştah artışı, uyku bozukluğu, ansitiyete artışı oldu. Can sıkıntısından mutfakta süreğen birşeyler yapma vakit geçirme isteği karbonhidrat zengini ekmek, kek, börek, çörek tarzı gıdaların hazırlan, vücudun hareketsiz kalması, egzersiz eksikliği bağırsakları tembelleştirdiği gibi inflamatuvar bağırsak hastalıkları olan irtitabl bağırsak sendromu olan kişileri de derinden etkiledi. Çünkü stres, hareketsizlik, glüten ağırlıklı besinler bu hastalıkları tetikler ve pandemi başlangıcı bahar dönemine denk geldiği için mevsim geçişleri de atakları arttırır.

Sindiremediğimiz sadece bu kısıtlı günler ve neden başımıza bunlargeldi meselesinin ötesinde birde sindirim sistemi süreci sindirmekte zorlanır oldu.

Bu süreci yönetebilmek için, doğru, dengeli, doğal beslenmeye yönelmek bağışıklık sistemi şemsiyesi altına girmek adına çok önemlidir.

Aslında bu pandemi günlerinde madalyonun iki yüzü var. Bir yüzünde, kontrolsüz yeme isteği, bolca abur cubur atıştırmalıklara, tahıl zengini beslenmeye yönelirken ve bu tür sıkıntılar zuhur ederken diğer yönünde ise evde kalındığı bu süreçte birçok kişi mutfağı keşfetti. Kendi becerilerini ve mutfakta neler yapabileceğini gördü.

Sağlığın kıymetini anlayarak şapkayı öne koyup yeni bir beslenme şekli benimsemenin farkındalığına vardı. Dışarıdan hazır söyle gelsin ye at tarzında fast food beslenme işlenmiş ürünlerden ya da hangi yağ ve hijyen kuralları ile nasıl yapıldığı belli olmayan yerlerde yemek yemekten uzaklaştık ve bağırsaklarımız ev yemeği, tencere yemeği denilen anne mutfağına geçiş yaptı. İşte bu da bardağın dolu tarafıydı.

Bağışıklık sistemimizi güçlendirmek fabrika ayarlarımıza geri dönmek adına adımlar da atıldı. Belki de birçok kişi pandemi sonrasında artık yemeklerini daha sağlıklı yöntemle kendisi yapacak, belki yemek kurslarına gidecek hatta bu kısıtlama süreçlerinde çok bunalanlar bir hobi olmadığı için bunaldığı için hobi alanlarına yoğunlaşacak

Corona ile olumsuzluktan bence yeni bir aşk doğar mı. Hayatı, olayları, yaşam biçimimizi ve yediklerimizi daha iyi mi sindiririz.

Umarım cevaplar “EVET” olur.

Sağlıcakla, an da ve akışta kalın

Sibel İNAN

Araştırmacı Yazar


YAZARIN EKLEMİŞ OLDUĞU YAZILAR
YORUMLAR

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.