DOLAR 7,6475
EURO 8,9118
ALTIN 456,20
BIST 1.118
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
İstanbul 27°C
Parçalı Bulutlu
İstanbul
27°C
Parçalı Bulutlu
Cum 27°C
Cts 30°C
Paz 26°C
Pts 26°C

Corona virüs ve getirdikleri, bugun ve yarın

07.05.2020
5.939
A+
A-

Size yine aynı soruyu sorarak başlamak istiyorum. Nasıl bir düşünce yapısına sahipsiniz? Sorun odaklı mı, yoksa çözüm odaklı mı?

Sorun odaklı ise acilen değiştirmekte fayda var.
Bu düşünce yapısı ile ilişkili olarak, içinde bir miktar su olan bardağa bakıp ne diyorsunuz? Yarısı dolu bir bardak veya yarısı boş bir bardak. Hayata bakış açınız gittikçe şekilleniyor.

Her birimizin başına olmasını hiç arzulamadigimiz olaylar muhakkak gelmiştir. Sizin gelmedi mi? O zaman siz bazı konuları halletmissiniz demektir. Her neyse bugünkü yazı konum bu değil. Başka bir zaman bu konu ile ilgili yazarım.

İstemediğiniz bir olay başına geldiğinde ne düşünüyor, ne hissediyor ve nasıl davranıyorsunuz?

Bununla ilgili sevdiğim güzel bir hikaye var. Çok ünlü bir sporcu ölümcül bir hastalığa yakalanır ama çok metanetlidir. Arkadaşları sorarlar ” neden bu benim başıma geldi diye sormuyorsun?” Sporcu cevap verir. “Başıma iyi şeyler gelip , ünlü ve zengin olduğumda ‘Neden ben?’ diye sormadım. Şimdi neden sorayım ki? ” Arzu edenler olursa bir başka yazımda da bu konunun açılımını yaparım.
Şimdi konuyu dağıtmayalim.

Eğer yazının başından beri anlattığım aşamaları kabul ediyorsanız, yapılması gerekenin geleceğe olumlu bakmak ve her şerde bir hayır olduğunu kabul etmek olduğunu anlamışsınız ve doğru bir yoldasınız demektir. Size burada da bir hikaye anlatayım.

Eski zamanlarda küçük bir ülkenin kralı ve çok sevdiği, devamlı vakit geçirdiği bir arkadaşı ile ilgili. Bu arkadaşın küçük bir kusuru varmış. Kötü olaylarda bile iyi bir yön bulurmuş. Kral sevdiği için pek bir şey demezmiş. Birgün av sırasında kralın parmağı kopmuş. Çevredekiler ay ay, vay vay derken, bizim arkadaş ise ” vardır bir hayır” demiş. Kral çok bozulmuş. ” Benim parmağım koptu, sen hayır arıyorsun. Ne biçim adamsın?” diyerek arkadaşını zindana artırmış. Kralın çevresiboş kalır mı hiç? Hemen birileri arkadaşın yerini almış ve kral ondan sonra diğer adamla gezmeye başlamış. Bir gün kral yeni arkadaşı ile beraber farklı bir yere gitmiş. Orada bir kabilenin eline esir düşmüşler. O kabile yakaladığı kişileri pişirip yiyormuş, yani özetle yamyamlarmiş. Kral ve arkadaşıni da pişirip yemeye karar vermişler. Fakat bakmışlar ki kralın parmağı yok. Kralı pişirmekten vazgeçmişler. Çünkü inanışlarına göre bir yeri eksik olan bir kişiyi yerlerse başlarina uğursuz bir şey gelirmis. Sadece kralın yanındaki arkadaşı yemişler. Kralı serbest bırakmışlar. Kral ülkesine dönünce arkadaşının kesik parmağı ile söylediği söz aklına gelmiş. Demiş ki “arkadaşım yine haklı çıktı” . Onu hapisten çıkartmış ve çok özür dilemiş. Arkadaşı bakmış, gülümsemiş ve demiş ki “ben demez miyim, her şerde bir hayır vardır diye. Eğer sen beni hapse atmasaydın şu anda ben o kişilerin midesinde olurdum” Düşüncedeki güzelliği görebiliyor musunuz? İşte bunu görmeye başladığınız anda olma eylemi de başlamış demektir.

Bu uzun girişini niçin yaptım?

Geçen gün yazdığım gibi adına coronavirüs dediğimiz etkeninin ne olduğu tam bilinmeyen ama klinik sonucunu yaşadığımız bir durumla karşı karşıyayız ve bu olay yasantimizda birçok şeyi derinden etkiledi. Korkmaya başladık ve en önemlisi ekonomimiz değişti. Yaşantımızda da muhtemelen son derece önemli değişimler olacak. Bunların iyi veya kötü yönlü olmasına karar verecek olanlar bizleriz. Bardağın yarısı dolu, yarısı boş yaklaşımı işte burada son derece önemli.

Ama şunu da göz ardı etmemeliyiz. Burada bir hikaye anlatayım. Bir kişi azrail’e iyilik yapmış. Azrail de “senin canını almadan önce sana haber göndereceğim ki hazırlığını yap, gözün arkada kalmasın” demiş. Neyse yıllar geçmiş. Bir gün Azrail gelmiş ve “hadi gel gidiyoruz” deyince adam itiraz etmiş. “


YORUMLAR

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.