DOLAR 7,6604
EURO 8,9115
ALTIN 458,62
BIST 1.124
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
İstanbul 27°C
Parçalı Bulutlu
İstanbul
27°C
Parçalı Bulutlu
Cts 30°C
Paz 26°C
Pts 27°C
Sal 28°C

Değişimi yönetiyorum: 1-Konfor alanından çıkmak

09.09.2020
1.594
A+
A-

2020 yılı insanlık tarihinin yaşadığı en zorlu yıllardan biri. Covit-19 salgını nedeniyle ilan edilen pandemi, yaşam ve çalışma biçimimiz üzerinde derin bir etki bıraktı. Şimdiye kadar pek çok açıdan önemli değişimlere tanık olduk ve görüyoruz ki hiçbir şey eskisi gibi olmayacak.

 

Farklı ölçeklerdeki işletmeler ve endüstriler, tsunami etkisindeki bu dev küresel dalgayı en başta öngöremeseler de değişen şartlara direnmek – dalgalarla savaşmak- yerine “yeni normal”e uyum sağlamanın ve hatta hayatta kalmanın yollarını aradılar.

Peki, sizce bu yeni dönemde kimler ayakta kalacak? Alıştıkları eski ama kolay düzeni koruyanlar mı, yoksa konfor alanından çıkarak değişime uyum sağlayanlar mı?

 

DUYGUSAL KONFOR HİSSİ YARATAN ALAN: konfor alanı

 

Konfor alanını bir çember olarak hayal edelim; öyle bir çember alanı ki, içinde kişinin tamamen alışkın olduğu, kendini zorlamadan tek düze yaşadığı, günlük rutinlerini sürdürdüğü, az çabayla ortalama bir başarı yakaladığı bir yaşam sunsun. Böyle bir alan, mücadeleden uzak kolaycılığın getirdiği rahatlıkla duygusal bir konfor hissi oluşturup bir süreliğine güven verebilir.

Üstelik konfor alanının dışı bilinmezliklerle dolu. Bilinmezlikler risk taşır; risk ise korku, endişe ve stres yaratır. Hata yapma korkusu, mükemmel olma endişesi derken güçlü bir şekilde mevcut durumla yetindiğimiz güvenli ve konforlu alana çekilebiliriz.

 

Evet, konfor alanı belki güvenli, alışıldık, tanıdık, ezberci, kolay. Peki artık yeterince korunaklı mı?

Değişen şartların baskısını düşündüğümüzde, konfor alanı artık kimse için yeterince korunaklı değil. İçinde yaşadığımız olağanüstü dönemin değişken, belirsiz, karmaşık ve muğlak dünyasında (VUCA[1] dünyası) başa çıkmamız gereken ciddi problemler var. İş yapış biçimlerimizden müşteri davranışlarına, liderlik tarzından sektörel trendlere kadar bildiğimiz her olgu değişiyor veya eskilerin yerine yenileri geliyor. Değişime ayak uydurmak sadece kurumlar için değil bireyler için de sürekli öğrenmeyi, öğrenilenleri hayata geçirmeyi ve uyum sağlamayı gerektiriyor.

 

ÖĞRENME ALANI vs. KONFOR ALANI

 

Michael John Bobak’ın ifade ettiği gibi “Tüm ilerlemeler, konfor alanının dışında gerçekleşir[2]” Konfor alanının hemen dışındaki bu çember alanı ise, öğrenme alanı olarak adlandırılıyor; gelişim ve değişim de bu boyutta gerçekleşiyor.

 

Nasıl mı?

 

Öğrenme alanına geçmek için tek bir küçük adım yeterli. Konfor alanına meydan okumak, “Nasıl olsa biliyorum” “Ben bunu nasıl olsa yapıyorum” dediğimiz çemberin dışına bir adım atabilmek ile kalkıyor korku perdesi. Ardından başarının getirdiği cesaret ile tekrar denemek daha kolay ve rahat oluyor. Böylece konfor alanımızın sınırları da genişliyor. Artık öğrenme evresinin yeniliklerle dolu, değişim, dönüşüm, ilerleme ve gelişim vaat eden o alana girdiğinde kişi, yaşamaya ve değişime ayak uydurmaya başlıyor.

 

Tıpkı bir bebeğin ilk adımı atması gibi. İlk minik adımın yanına bir minik adım daha derken, düşe kalka da olsa her seferinde bir öncekinden daha büyük adımlarla ilerlemek, doğamızdan gelen hayatta kalma içgüdüleri ile değişime uyum sağlamak mümkün.

Konfor alanımızdan çıkıp hayatımızda fark yaratacak o adımları atmanın kolay olmadığını biliyorum. Evet belki kolay değil. Ancak eğer değişim istiyorsak, o değişimi gerçekleştirecek olan yine biziz.

 

Mark Twain’in de söylediği gibi; “Bundan 20 yıl sonra yaptıklarınızdan çok yapmadıklarınızdan pişman olacaksınız. Öyleyse demir alın ve güvenli limanlardan çıkın. Rüzgarı arkanıza alın. Araştırın, hayal edin ve keşfedin.[3]

 

Hande Altun

İşletme ve Yönetici Koçu | Yönetim Danışmanı

 

https://www.linkedin.com/in/hande-altun/

[1] VUCA kısaltması, değişken, belirsiz, karmaşık ve muğlak (volatile, uncertain, complex ve ambigious) kelimelerinin İngilizce karşılıklarının baş harflerinden oluşmaktadır,

[2] “All progress takes place outside the comfort zone.”

[3] “Twenty years from now you will be more disappointed by the things that you didn’t do than by the ones you did do. So throw off the bowlines. Sail away from the safe harbor. Catch the trade winds in your sails. Explore. Dream. Discover.”


YAZARIN EKLEMİŞ OLDUĞU YAZILAR
YORUMLAR

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.