Ekonomi Doktorunuz

DOLAR 7,9431
EURO 9,4949
ALTIN 462,45
BIST 1.325
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
İstanbul 15°C
Parçalı Bulutlu
İstanbul
15°C
Parçalı Bulutlu
Cum 15°C
Cts 14°C
Paz 14°C
Pts 15°C

Dişi misin, dişli misin?

18.10.2020
5.058
A+
A-

Ana amacından çıkmış / çıkartılmış çoğu düşünce, fikir, olgu ve anlam detayda kaybolmuştur.

Diyelim ki bir grubu yönetmek istiyorsunuz ve siz yönetirken kimse ses çıkarmasın ve istediğinizi yapsın istiyorsunuz? Bu için ne yaparsınız ? Peki bu kolay bir şey mi?

İkinci sorudan başlayacağım, hayır bu hiç de kolay bir şey değil! Hatta neredeyse imkansıza yakın. Çünkü kocaman bir merakla ve denemeye aşkla doğuyoruz. Yoksa sağdan sola dönemeyen bir bebekken yürüyemez ve ilk çocukluk hallerindeki tüm çocuklar gibi binlerce soru soramazdık.

Şimdi etrafınıza bakın, günlük dertlerinin içinde kaybolmuş, dünyada olup biten tak diye ona gelip çarpana kadar umurunda olmayan kaç kişiyiz.

Dürüst olmak gerekirse epey çoğunluktayız.

Peki denemeye aşık ve kocaman merakla doğan o çocuk halimiz nerede?

Ben bugün biraz kız çocuklarından ve onların büyümüş hallerinden biz kadınlardan bahsedeceğim.

Astığı çamaşırın nasıl gözüktüğü, evinin ne kadar temiz olduğu çocuğunun ne kadar iyi giyindiğine ve ne yedirdiğine hapsedilmiş kadınlardan bahsedeceğim.

Bakın etrafınıza, bir kadın bir iş yaparken bile yapacağı başka bir işi düşünür. O bitince de başkasını. Ve o bitince de bir başkasını. İşyerinde de aynıdır. Eve gelince de aynıdır. Kendisini de işin hiç bitmediğinden veryansın ederken bulursun. Bu demek oluyor ki, iş yapmadığı zamanlarda da veryasın ederek dahi işten bahsederken bulursun.

Peki aslında dengede, kabulde, neşede, mana ile madde arasında köprü, olan, rahim sıfatının tek sahibi, kutsal olan kadından; gerçekte: uçlarda, gergin, her şeyi bilen, itirazcı, mükemmeliyetçi, manipulatif bir kadını nasıl yarattılar ve nasılda kendimiz olacağız derken daha çok böyle oluverdik?

Ve işte sırf bu yüzden asıl aydınlığa, güzele, iyiye ve sonsuz olasılığa ait yanımız nasıl da huzursuz, nasıl da neyi daha çok yapsak iyi geleceğini bilemiyoruz.

Çünkü içimizdeki ses hala bir şeyleri daha çok yapmamızı söylüyor ve sen, ben, hepimiz, acılarımız ve utançlarımız ve bir türlü kendimiz olamayışlarımız kadar çok benziyoruz bir birimize, biz, eve gidip hırsla daha çok iş yapıyoruz.

Sonra bir bakıyoruz, cart diye birden, ya tansiyon hastalığı gelmiş, yada kolestrol artmış, biraz belki kalp rahatsızlığı, % 90 olasılıkla bir kadın hastalıkları yada hiç bilmediğin başka bir hastalık gelip konuvermiş bedenine. İşte tam bu zamanlar birde yeteri kadar vakit ayırmadıkların, işten güçten vakit bulamadıkların gelir aklına, sonra hiç çıkmaz aklından ve kocaman bir suçluluk oluverir bakışlarında. Aslında en çok vakit bulamadığında kendindir koşuşturmaların arasında. Her şeye yetişirken kadın, kendine geç kalmıştır.

Beğenmezsin aynada kendini, bedeninin güzelliğinden bağımsızdır beğenmemen, ister 8 ister 20 beden ol, beğenmeyeceğin bir şey buluverirsin kendinden.

Konuya nerden başladık ve buraya nasıl geldik? Bir topluluğu yönetmek istersen ne yaparsın diye sormuştum?

İşte böyle yaparsın, onu anlamsız işlere her şeyden daha çok anlam katarken bulmalısın, hiç bir şey yapmadığını da düşünmemeli çünkü. Tam tersi o kadar meşgul olmalı ki, dünya savaş alanına dönerken, son ağaç kesilirken, bebekler parçalanıp organları satılırken, küçük kız ve erkek çocuklarına tecavüz edilirken, liyakat ortadan kalkarken, tek düşündüğü, perdelerin koltukla uyumu, düzenli dolap içleri, bir sıra asılmış çamaşırlar, özenle ütülenmiş çarşaflar ve yerde olmayan kırıntılar olabilsin. Daha temiz daha düzenli olmak için kendinden ve dünyadan geçsin. İşte bu da ilk sorunun cevabı güzel kadın.

Yoksa, hiçbir türlü kutsal olarak yaratılmış ve bu dünyaya dönüştürme gücünün tek sahibi olan, yaratıcı, dengede, neşede ve akışta olan kadından böyle önce kendinden vazgeçen bir kadın yaratmazsın.

Bak mesela elinden geleni yapıp en iyi ev işini çıkarmaya çalışan, bu arada işe giden, çocuklarına bakan kadının başına da kafasını gömdüğü yerden hiç çıkaramasın diye bir kadın daha yaratır sistem. Annesidir!

Mesela uzun süre görüşmedikten sonra evine ilk girdiğinde neye bakar biliyor musun bu anne kadın, evi yeteri kadar temiz mi diye bakar!!! Şaka şaka yok canım öyle olmuyor demi, anneniz geliyor ve gözlerinizin içine bakıyor ve şunu diyor, boş ver kızım evi / temizliği / düzeni sen iyi misin onu söyle!!!

Yok yok bu hiç olmuyordu. Hep ama hep ilki oluyordu. Hatta iş o kadar önemli ki, eve giren anne kadın, aa çamaşırları içeri mi astın, kokacak dur ben şunları dışarı asayım deyiverir. Ve sen bir kız çocuğu olarak en iyi bildiğin hisse geri dönersin, ne kadar uğraşırsan uğraş, hep eksiksin, hiçbir zaman yeterli olmayacaksın. Çünkü o anne kadın da toplumun onda yarattığı eksiklik hissini ancak işe yaradığında hissetmez ve aslında amacı kızına kötü hissettirmek değil, işe yaramaktır. İşe yaramak istediği için sürekli eksik arar durur.

İşte buna ataerkil sistem diyoruz güzel kadın senin de çok iyi bildiğin gibi.

Şimdi şu ana kadar sana bilmediğin bir şey yada yaşamadığın bir şey söylemedim. Bu arada tabi ki bunları yaşamadıysan ne şahane o ayrı. Büyük büyük anneanneni, büyük anneanneni, anneanneni, anneni ve seni kalbinizden öperim. Sadece sana değil hepimize şifa oluyorlar çünkü.

Hani bir huzursuzluk var ya, işte o daha iyisini ve yani aslımızı bilen atalarımız sayesinde var.

İşte huzursuzluğu kovalamaya çalışma güzel kadın, mindfullnes dedikleri tamda bu. Geç içinden hatta sev onu, sevin huzursuzluğunuzu, yoksa daha iyiye ve güzele hareket etmemiz çok zor olurdu.

Evet kısaca diyorum ki güzel kadın, bırak evi b..k götürsün. Tabi ki sen temizle ve iyi bak evine yine de bu amacın olmasın ama, asıl amacın tekrar dağıtabilmek ve her m2 sinin tadını çıkarmak olsun. Asıl amacın dünyadan beklediğin sevgiyi, ilgiliyi ve değeri kendine vermek olsun.

Yoksa iş bitmez, ömür biter ve sen çabalıyorum zannederken sistemin en şahane dişli’si oluvermişsindir.

Sistemin dişli’si olma, hep olduğun kutsal dişi ol güzel kadın.

Şimdi bak kendine gözlerini kapat, uzun zamandır orada fark edilmeyi bekleyen bir dişi kız çocuğu göreceksin, bütün umuduyla ona gülümseyeceğin anı bekliyor, kızma artık ona, gülümse ona, ve sen o’sun hatırla.

Gülen gözlerinden ve güzel kalbinden öperim güzel kadın, kız kardeşim, kutsal dişi.

Sevgilerimle.

ETİKETLER:
YAZARIN EKLEMİŞ OLDUĞU YAZILAR
YORUMLAR

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.