DOLAR 7,3583
EURO 8,6973
ALTIN 462,187
BIST 1100,26
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
İstanbul 29°C
Az Bulutlu

Fabrika ayarlarına geri dönüş

01.07.2020
642
A+
A-

Bir zaman makinası olsa da, tekrar o doğal yaşamla biçimlenmiş günlerimize dönebilsek!

Hatta, o yıllara doğru dönüşe geçecek bir uçak olsa!

“Son çağrı” olarak havalimanında uçağa çağrılsak; bir uçak bizi alıp, havalansa. Kemerleri bağlayıp yerden yükselirken; kirli atmosferi, yok ettiğimiz doğal kaynakları, yükselen beton binaları, zehir toksin saçan sanayi bacalarını, gazları, ilaçları, fast food dükkanlarını, araçlardan çıkan karbondioksit gazını, kesilen yakılan orman arazilerini geride bırakarak geçmişin yolculuğuna doğru yol alabilsek.

Eski günlerde neler mi vardı!

Temiz hava ve sağlıklı gıdaların olduğu verimli topraklarda, tarım arazilerinde suni gübre ve sentetik- zehirli ilaçlar kullanılmadan bereketli ürünler alınıyordu.

Besicilik vardı, hayvanlar yeşil diyarlarda doğal yollardan besleniyordu.
Az katlı binalarda, az stresli işlerde çalışan insanlar daha bir gülümsüyor, daha bir mutluydu.
Sağlıklı suların aktığı nehirlerde, denizlerde çeşitlilik içerisinde su altı canlıları yaşıyordu.
Konfor alanlarında lüksten, israftan uzak hayatlar içerisinde, basit bir sadelikle yaşanıyordu.

Özlemi çekilen o günlere ve doğal yaşama doğru varılıp, uçaktan indiğimiz anda, elimize iki bilet verilse.

*Geri dönüş ve kalış bileti.

Biletlerin ne olduğunu anlamaya çalışırken, bir ses;

-Bir şans daha verildi. Hadi buradan tekrar başlayın, FABRİKA AYARLARINIZI ayarladık, tüm olumsuzlukları, o doğallıktan uzak, gereksiz yıpranma ve suni yapılanma sürecini sıfırladık, denilse.

Eminim ki; pek çoğumuz tekrar uçağa binip, geri dönmeyi düşünmez; özelliklede otoimmün ve kronik hastalıklar ile
uğraşanlar.

Fabrika ayarlarımızı bozan, sağlığımızı tehdit edendüzene ve endüstriyel devlerin yükseldiği dünyaya, bugünü ve geleceği teslim ettik.

Gıdalarla beslenmek yerine ilaçlara mahkum edildik; hatta doğal yollardan beslenmek yerine takviyeler, katkılı gıdalar seçmeye yönlendik.

Hipokrat “Gıda ilaçtır” demiştir. Bu sözleri akıldan silerek, ezberleri bozarak, yeni tarzları geliştiren bu rüzgara kapıldık. Bizi doğal kaynaklardan mahrum bırakan sistemin tehlikesini geç fark ederek, hastalıkların kapıdan içeri girmesine izin verdik. Kapitalist sistemin sağlımız üzerine oynadığı oyunda; ilaçlara, hazır ve işlenmiş gıdalara, toksin yüklü temizlik, kozmetik ürünlerine, genetiği oynanmış, hormon yüklü gıdalar ile beslemeye yönelik olan tüm hamlelerde şah – mat olduk.

Ekolojik denge bozulurken; elimiz, dilimiz, gözümüz sustu.

Ve aklımda, bir o kadar da uçuşan sorular var ki;

*Bizler atalarımızdan farklı mı besleniyoruz?
*İnsanoğlu için doğal olan nedir?
*Neden kırsalda yaşayanlar daha sağlıklı?
*Neden yiyeceklerimizle oynandı ve oynanıyor?
*Neden bu kadar lüks eşya ve olanağı sahip
olduğumuz halde umutsuz bir nesil yetişiyor?
*Neden herkes daha bir mutsuz, antideresan ilaçları şeker gibi satılıyor?
*Ne zaman egolarımızı bu kadar şişirip, saklar hale geldik?
*Neden ekmeğimiz, buğdayımız değişti?
*Modern çağın insanı sayısız hastalıklarla mücadele ediyor, neden?
*Niçin, çocuklar küçük yaştan itibaren obez oluyor?
*Kronik sindirim sistemi hastalıkları, depresyon, tansiyon, şeker hastalığı neden bu kadar yaygın?
*Neyi yiyoruz da sindiremiyoruz?

Bu soruların cevapları, geçmişten günümüze gelen kapitalist sistemin içerisinde saklı. Fabrika ayarlarımız değişmektedir. Doğal ve doğadan uzaklaştırılarak, yeni biranlayış şekli pompalanmaktadır. Modern çağın beslenme kültürü dediği sokakta yemek düzeni ve hazır tüketime yönelik olarak,” söyle gelsin, ye at! tarzında bir anlayış yaygınlaştırıldı.

Bedenimizin, ruhumuzun ve varoluş sebeplerimizin bildiği ama unuttuğu bu değerli ortamları, tekrar kaliteli ve verimli olan hayatları sunmak, bir şeyler yapmak gerekiyor.

Bu geçmişle- gelecek köprüsünü kurabilirsek ve doğayla daha bir barışık yaşayıp tekrar doğayı sevmeyi, ona dönebilmeyi başarırsak; İşte o zaman, yaşamın direksiyonuna geçerek yaslanalım arkamıza, dilimize doladığınız şarkının keyfinde, hayatın akışında yol alalım.

Ezberleri bozan düzenin tersine, fabrika ayarlarına dönebilmek için bir “adım” atmak gerekiyor.

“Sağlıklı bir hayat için, mühim olan İLK ADIM insanın kafasında attığı adımdır”

Fabrika ayarlarına dönebilmek adına, harekete geçmenin eylem planını yapma zamanı geldi de geçiyor.Yeşil bir dünya ve doğal yaşamak için, FARK edelim.

Özlediğimiz o geçmiş günlerde, telefonlar yerine birbirimizle konuşuyorduk. Sürekli tanımadığımız birilerinin videolarını izlemek, sanal bir illüzyon yaratmak yerine bir canlının, hayvanın, bitkinin, insanın gelişimini gözlemliyor, bundan mutluluk duyuyorduk. Yüzlerde ki anlamı bozan bir sürü estetik yerine , sahici gülüşler ve ışıltılı bakan gözler vardı. Nefes almanın kutsallığında ve bilinci içerisinde değerini biliyorduk. Temiz, katkısız gıdalar ve güneş, toprak, su, ateş, hava elementleri bizi besliyor, yolculuğa eşlik ediyordu.

Aslında bu topladığım harflerle, dünyanın kaynaklarının korunması, toprak üzerinde iyi insanların birbiriyle anlaştığı, doğaya ve birbirimize karşı saygı duyulan günlere bir dönüş çağrısını duyabilmek için yazıyorum.

Peşinde koşmamız gereken, idealize etmemiz gereken doğayla olan ilişkimizin niteliği olmalı ki; fikirleri bu yönde değiştirmek istiyorum. Buna da “doğal hayat, doğal seçimler”diyorum.

Ekolojik bir zihin durumu, sadelik içerisinde ve tüm akışı benliğinde hissederek görür ve birbirine bağlı bir bakış açısıyla tahlil ve karakterize eder.

Sağlık ve huzur şehrine gidecek uçağı kaçırmadan, umutlu ve sağlık yüklü günler dilerim.

Oyunbozan Bağırsak kitabı yazarı
Sibel İNAN

 


YAZARIN EKLEMİŞ OLDUĞU YAZILAR

YORUMLAR

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.