DOLAR 7,2915
EURO 8,5355
ALTIN 477,171
BIST 1060,59
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
İstanbul 31°C
Parçalı Bulutlu

Keşke!

26.11.2019
441
A+
A-

Dıt, dıt, dıt…

Bir ses çınlıyor kulağımda. Başım ağrıyor.

Göz kapaklarım oldukça ağır, sanki bütün yük o küçücük kapakların üzerinde.

Dıt, dıt, dıt.. Ahhh, ahhhhh….Offf, offf…

Çözmeye çalışıyorum karanlıkta sesleri.

Hala açamıyorum gözlerimi çok ağırlar. Kulaklarım zonkluyor.

Ben daha önce de yaşamıştım bu manzarayı; hatırlıyorum, tanıdım.

Hayır, hayır ölmedim daha biliyorum. Birazdan başaracağım ve açacağım gözlerimi.

Ama korkuyorum, hem de çok.

Ne demişti doktor operasyon öncesi: “ Evet riskli bir operasyon, hayati risk taşıyor. Bunun yanısıra; bazı şeyler istemediğimiz şekilde giderse, damarı klipslemek zorunda kalabiliriz. O zaman da vücudunun sol tarafını kullanamayabilirsin. Geçici de olabilir kalıcı da…”

Ya hiç kıpırdamazsa. 

Allah’ım ! Yardımcı ol bana.

Olmuyor, yapamıyorum. 

Korkuyorum. Ya oynatamazsam parmaklarımı ???

Beynim de dinlemiyor zaten beni, vermiyor komutunu parmaklara, göndermiyor sinyallerini.

Çok acayip, hiç böylesini yaşamamıştım.

Haydi Bismillah !

Yavaş yavaş aralıyorum göz kapaklarımı. Önce bulanık bir kireçli tavan.

Yavaş yavaş netleşiyor görüntü. 

Yan tarafta grimsi, tabamsı perdeler.

İçeride çamaşır suyuyla karışmış ilaç kokusu.

Bir yoğun bakım yatağındayım.

Haydi, biraz daha gayret. Başarabilirim.

Hem olmazsa ne olur ki ? Nefes alabiliyorum ya çok şükür.

Diğer hastaların acı içindeki sesleri hala geliyor kulaklarıma.

Ama olmuyor vermiyor beynim komutu” Sol el parmaklarım, hareket edin !”

Günlük hayatta saliseler içinde farkında olmadan yaptığımız bu rutin hareket, o kadar zor geliyor ki !

Yok, yok, tık yok.

Korkuyorum hala galiba.

Ne olur Yarabbim ! Güç ver bana.

Oluyor, evet oluyor. Hareket ettiler.

Ohh bee…

Demek herşey yolunda gitmiş.

Bir parmak kıpırdatmanın bile bu kadar zor olabileceğini tahmin etmemiştim.

Kaybetmeyince anlamıyoruz bir şeylerin kıymetini.

En başında da sağlığımızın.

Hani derler ya:” Neren ağrıyorsa canın oradadır.”

Ağrıyı çekerken gerçekten de öyle. Ama ağrı bitince hemen unutuveriyoruz. Balık hafızalıyız bu konuda. Oysa balıklar bile tehlikeyi farkedebiliyorlar bir kere yaşadıktan sonra. Fakat biz bir türlü akıllanmıyoruz.

Bazen yaradan bize öyle sinyaller veriyor ki, anlayana. “Anlayana sivrisinek saz, anlamayana davul zurna az” 

Önce başımız ağrıyor. “bugün az uyudum ondandır” deyip geçiyoruz. Nasılsa bahanemizi bulduk ya, sorun kapandı zannediyoruz.

Bir süre sonra yine aynı ağrı. Bu kez “Bugün çok bilgisayara baktım. O da çok başımı ağrıttı.” Ohh, tamam. Bugünün bahanesi de hazır, rahatlattık kendimizi. Örttük yine üzerini.

Yine dayanılmaz bir baş ağrısı. “Şu grip yüzünden de ne çok başım ağrıyor.” Al bunu da yükledik gribin sırtına, bu da gitti.

Sonra bir daha. “Dün akşam da camı açık unutup yatmışım. Boynumla birlikte şu başım da ne ağrıyor! “ Yaşasın, bu bahane de oturdu yerine.

İşte böyle. Aslında bu baş ağrısının bir sebebi var ve ben her seferinde bir bahanenin ardına sığındım. Durmadan erteledim. Sonra bir de baktım ki beyin damarımda anevrizma ve hayati risk taşıyan bu durum için çare ameliyat.

Şimdiye kadar aklım neredeydi.

Benim bu yaptığımı her birimiz hayatımızın bir zamanında bazen bir kez bazen ise defalarca yapıyoruz. Aslında vücudumuz bize bir mesaj veriyor. Biz mesajı okuyor ama anlamıyoruz. Hep erteliyoruz.

Ertelemeyi bırakmak , arıza varsa sorun büyümeden çözmek lazım.

Arabamızın bir tarafından ufacık bir ses gelse günlerce tamirciye gideriz de, vücudumuzun bir sesini bile duymayız. Haksızlık değil mi bu?

Keşke. Hiç sevmediğim bu kelime şimdi tam karşımda.

Bu hikayede o kadar çok keşkem var ki.

İşte bu birincisiydi.

Keşke o sinyalleri daha önce yakalayabilseydim.

Elde var bir, keşke 1…



YORUMLAR

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.