DOLAR 7,3424
EURO 8,6458
ALTIN 479,712
BIST 1066,17
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
İstanbul 31°C
Parçalı Bulutlu

Sizin kalp damarınız nereye bağlı?

18.06.2020
541
A+
A-

Sizin kalp damarınız nereye bağlı?

Tüm kutsal metinlerde, okuduğumuz kitaplarda, saygı duyduğumuz büyüklerin sözlerinde, şairlerin dizelerinde hep aynı ana fikre rastlarız; “sevmek ve sevilmek” lazım.
Sevmek ve sevebilmek; insan olmanın en önemli parçalarından biri, bizi biz yapan, bizi büyüten çok kıymetli bir unsur.

Gelgelelim hayatımızda bu duyguyu ilk tattığımız ailemizden başlayarak gerçek sevgiyi anlamak, yaşamak ve aktarmak bazen çok zor olabiliyor. Ailemizde bile sevgiyi çoğu zaman koşullu şekilde öğreniyoruz.

Sizin kalp damarınız nereye bağlı?

Size çocukken şunlara benzer cümleler hiç söylendi mi?
-“Elimdekini sana vermemi istiyorsan, seni bir kez öpmeme izin vermelisin.”
-“Matematikten 100 alırsan seninle gurur duyarım.”
-“Benim çocuğum her yerde ağlamaz.”
-“Senin için saçımı süpürge ettim.”
Ya da bence en temeli ve endirekt olanı;
-“Benim mutlu olmamı ve seni sevmemi istiyorsan dediklerimi yapmalısın, benim dediğim gibi olmalısın.”

Peki bir de soruyu şu şekilde sormama izin verin. Siz bunu çevrenizdekilere ama özellikle çocuklara hiç yaptınız mı?

Sizin kalp damarınız nereye bağlı?

Yaptıysanız koşullu sevme deneyimine sonraki nesilleri siz de kattınız, hele ki anne ve baba iseniz. Bir çocuk küçükken anne ve babasının mutlu olması sorumluluğunu bilinçsizce alır. Biraz somurtsanız acaba benim yüzümden mi diye düşünür. Sizin mutlu olmanız için kendini şekillendirmeye hazırdır. Zaten sizi hiçbir şart olmadan seviyordur. Siz onun için dünyanın anlamısınız. Buna “koşullu sevme” deriz.

Evet hepimiz bir aile içine doğarız. Yaşamak, hayatta kalmak için anne ve babamıza ihtiyacımız var. Doğduğumuz andan itibaren ebeveynlerimizi koşulsuzca severiz ve bu sevgiyi kaybetmek hepimiz için çok acılı bir duygudur.

Sizin kalp damarınız nereye bağlı?

Anne ve babalarımızın biz çok küçükken yaşadığı ya da taşıdığı acıları kendimizden ayırmayı bilemeyiz. Henüz zihin yapımız yeterince gelişmemiştir ve bunların birçoğu bilinçaltı düzeyde yaşanır. Dolayısıyla bilinçsizce onların acılarını ve sıkıntılarını yükleniriz. O kadar masum bir eylemdir ki bu. Hem kahraman olur hem de daha çok sevileceğimize, fark edileceğimize inanırız. Ancak göz ardı edilen bir nokta vardır ki; kimse bir başkasının acısını taşıyamaz. Yine de her çocuk bunu dener. Böylece kendini, ait hisseder. İşte buna da “KÖR SEVGİ” deriz.

Ama kendi yükünü zor kaldıran bizler bu ikinci yükü nasıl taşıyabiliriz ki?

Çocukluğumuzdan itibaren bu döngülere kolaylıkla alışırız. Ancak bunları fark edip kendimizi bu girdaptan kurtarırsak, koşulsuz sevginin tadını bir kez alırsak, hem hayatımızı başka bir yöne taşıyabilmenin özgürlüğünü kazanırız hem de bizden sonraki nesillere bunu yapmayız.

İşte bu noktada kendimize sormamız gereken soru:
“Sevgi ile ilgili her şeyi şartlara bağlanmış öğreniyorsak kendimizi nasıl koşulsuz sevgiye açarız?”

Sizin kalp damarınız nereye bağlı?

Biliyorsunuz her zaman yazılarımda ya da sosyal medyada (instagram: @sevinmizrakofficial) “sevgi ve anlayış iyileştirir” diyorum. Biz kalbimizi bu noktaya taşıyamıyorsak nasıl özgür ve sağlıklı olacağız?

Kalp hastalıklarını diyet ile tedavi eden dünyaca ünlü kardiyolog Dr. Dean Ornish, sevgi, kucaklama ve insan sıcaklığının damarlardaki tıkanıklığı giderdiğini gözlemlemiş. Önce pek önemsememiş ama sonra Yale üniversitesinde koroner anjiyografisi olan 119 erkek ve 40 kadın üzerinde bir çalışma gerçekleştirmiş. Çalışma sonucunda eşlerinden, ailelerinden ve arkadaşlarından yoğun sevgi gördüklerine inanan insanların kalp damarlarının diğer deneklere göre daha az tıkanmış olduğunu saptamış. (Svagito- Osho terapisi)

Sevgi fiziksel hastalıklar üzerinde bile bu kadar etkiliyken ruhumuz üzerindeki etkisi hayal ettiğimizin çok ötesinde…

Peki ne yapacağız? Kendimizi kurban gibi görüp, bunu kabullenecek miyiz?
Kör sevgiden ve koşullu sevgiden çıkmanın ilk yolu farkındalıktır.

Bir sonraki aşama ise adım atmak…

Etrafınıza, çekirdek ailenize, dostlarınızla olan ilişkinize bir bakın. Tüm ilişkiler karşılıklı anlaşmalar üzerine kurulur. Çevrenizdekilerle olan sevgi ilişkiniz, ne kadar koşullandırma üzerine kurulu? Kendi içinizdeki beklentileri göz önüne tutarak, ufak tespitlerde bulunun ve sevgi ilişkilerinizi gözlemleyin. Bu noktada üstten bakan bir tavırla değil, anlayış ve gerçek sevgi ile hareket etmek esastır. Ve bu aslında kendi sorumluluğunu almaktır.

Koşulsuz sevgi ise nihai amaçtır.

Anne ve babamız bu dünyaya gelmemize sebep oldularsa bizi sevmeleri gerektiğine inanırız. Hayatımızdaki insanın bizim onu sevdiğimiz kadar bizi sevmesini bekleriz.
Arkadaşlarımızla farkında bile olmadan sevgi üzerine anlaşmalar yaparız. Fakat bunların hiçbiri maalesef koşulsuz sevgi değildir.

Koşulsuz sevgide pazarlık ya da anlaşma olmaz. Sevgi içimizden büyür. Pazarlık yoktur. İhsan edilmez. Var olana var oluşundan dolayı hesapsız bir sevgi vardır. Bu sevgi canlı, cansız her şeyi ve çoğu zaman görmeyi reddettiğimiz kendimizi içerir.

Hayatta sevginin her halinden geçeriz. Bazen sevmek ya da sevilmek ihtiyacımızı inkar ederiz. Başkalarına duygusal olarak temas etmek veya sevginin getirdiği taleplerden endişe ederiz.

Ama sorarım size, sevgiye temas etmeye korkarsak, yaratılanı yaradandan ötürü gerçekten sevebilir miyiz?

Kendi ellerinizle, o duvarlarınızdaki tuğlaları minik minik kaldırın. Kitapta dediği gibi size gül bahçesi vaat etmiyorum. Kolay olmayabilir ama bu duvarlar çoğunlukla bizim kör noktamız. Ama bir kez bu yola çıktığınızda ne kadar keyifli olacağına inanamazsınız. Kendiniz ve çevreniz için “merhameti ve koşulsuz sevgiyi” deneyimlemek eşsiz bir tecrübe olacaktır.

Koşulsuz sevgiyle henüz tanışmamış olanlarımız için bu oldukça sarsıcı bir deneyim olabilir. Endişelenmeyin ve yolculuğunuza güvenin, çünkü koşulsuz sevgiye ulaştığınızda etkisine inanamayacaksınız. Bir kez tadını aldığınızda hayatınızda hep bunu arayacaksınız.

Nihayetinde öncelikle kendimizi sevmeyi öğrenmemiz lazım. Bilmiyorsak bu sevgi türünü içimizde doğurmamız lazım. Böylece bu dünyada ki yerimizi de yeniden tanımlayabiliriz.

Bazen sevgiyle ilgili çatışmalarımızın dinamikleri çok daha derinlerde ve kendimizden gizlediğimiz yerlerde olabilir. O zaman aile diziminden faydalanmak oldukça iyi bir yoldur. Koşulsuz sevginin nasıl bir deneyim olduğunu, aile dizimi gibi objektif olan bir alanda zaman zaman danışanlarımla da paylaşıyorum ki onların da kendini anlama ve bu duyguyu tatma şansı olsun.

Özetle sevgi hepimize lazım. Doğayı, hayvanları, insanları ve en zoru olan kendimizi sevmek için adım atmaya hazır mıyız?

Sevgilerimle
Şevin Mızrak


YAZARIN EKLEMİŞ OLDUĞU YAZILAR

YORUMLAR

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.