Ekonomi Doktorunuz

DOLAR 7,8232
EURO 9,4630
ALTIN 455,14
BIST 1.325
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
İstanbul 9°C
Çok Bulutlu
İstanbul
9°C
Çok Bulutlu
Per 14°C
Cum 14°C
Cts 16°C
Paz 15°C

Stres hastalıklara yeşil ışık yakabilir!

11.11.2020
750
A+
A-

Kendinizi boğulmuş ve depresyonda mı hissediyorsunuz?

Stresi kapıdan kovsanız bacadan mı giriyor?

-Nasıl başa çıkmak gerekiyor?

Unutmamak gerekir ki, hayatta bir sorun varsa her zaman bir çözümü de vardır.

Modern yaşam, bizlere çok da sevmediğimiz ve adapte olmak istemediğimiz bir ruh hali sunmaktadır  hatta buna modern yaşamın bir bileşeni dahi denebilir.

Bunun adı KRONİK STRES..

Aklımızın içerisinde o kadar çok köşe kapmaca oynuyor ve bir o kadar kuyrukları yakalamaya çalışıyoruz ki, sorgulamalar-yargılar-düş-düşün-karar vermek-eylem planları, hamleler-denklemler-kriz yönetimleri o kadar yorucu ki, sonunda farkında olarak ya da olmayarak stresi bilinç altına yüklüyoruz. Günlük yaşam planı içerisinde anlık yaşanan hadiselerde üzerine konduğunda stresin yükü ikiye katlanıyor.

Stres hastalıklara yeşil ışık yakabilir!

Trafik, iş, maddi kaygılar, aile içi problemler, ifade sıkıntıları, işyerindeki rekabetçi ortam, hırslar, sevgi ve huzur eksikliği gibi olgularla birleşince hayatımızın ana arterinde olan yolculukta işler karışıyor. Bir şeylere veya birilerine kırmızı ışıkta “dur demeyi, hayır demeyi” unuttuğumuzda ise yüklenilmiş olan stres pek çok hastalığa da yeşil ışık yakabiliyor.

Bu yol haritası hoşumuza gitse de gitmese de tali yollardan hayatımıza giriş yapan muhtelif hastalıkların sonucunda, renkleri ve yaşam enerjisini kaybetmeye sebep oluyor.

 

Stresle başa çıkmak ise hiç kolay değil; fiziksel ve zihinsel sağlık bozulabilir, ilişkileri mahvedebilir, hayattaki tüm renkleri kaybettirebilir.

-Fiziksel rahatsızlıklar kapıyı çaldığında, evde yokuz tarzında bir mazeretiniz var mı!

Mümkünse bu konuda misafirperver olmayalım ve stresle başa çıkabilmenin yollarını arayalım aksi takdirde hastalıklar davetsiz misafir olarak gelip, baş köşeye kurulur.

Sürekli stres altında yaşamak, kalp hastalığı için tehdit oluşturduğu gibi kalp atış hızı ve kan basıncında da önemli ölçüde yükseliş gözükebilir.  Bağışıklık sistemini bastırabilir; bununla birlikte virüsler, grip, soğuk algınlığına daha yatkın olunur. Stresin kanser üzerinde de etkisi fazla olup,  tümörlerin tedavi sürecini geciktirebilir. Gastrointestinal sistemde bağırsak hastalıkları cephesinde ise stresin rolünü yok sayamayız.

İBH, İBS hastalıklarında stres önemli faktörlerdendir. Bu kadarla da bitmiyor yine cilt sorunları olarak akne, kurdeşen,  sivilce, egzama, sedef hastalığı,  uçuklar olarak kendini göstermektedir. Stres, bağ ağrısı ve baş dönmesinin nedeni de olabilir.

Görülen o ki, stres bedende oluşan bir çok hastalığa yeşil ışık yakıyor, kantarın topuzu misali ucunu kaçırınca fiziksel ya da zihinsel hastalıklar baş gösteriyor. Depresyon, çaresizlik, umutsuzluk, mutsuzluk, bipolar bozukluğu, depresif manik döngüler, panik atak ve panik bozukluklar, sosyal fobilerin oluşması, anksiyete bozukluğu,  obsesif-kompulsif bozukluklar, travma sonrası bozukluklar, hipokondriazis, dissosiyatif kimlik bozuklukları gibi pek çok ruhsal hastalık baş gösterebilir.

 

Stres duygusal boyutta aşk hayatını da alt üst edebilir. Cinsel yaşam stresi azaltmanın zevkli ve etkili bir yoludur ancak stresli  zamanlardaki yüklenilmiş gerginlik, ruh halinde oluşan grilikler, aklın doluluğu bırakın keyif almayı işkenceye dahi dönüşebilir. Stres testosteron düzeyini ve cinsel arzuyu etkilediği için mutsuz ilişki ve evlilik süreçleri hatta iktidarsızlığa kadar gidecek performans kaygısı yeni handikapları, sorunları da peşi sıra getirir.

Keza hamilelik sürecinde anne adayının stresli, gergin, kaygılı, tartışmalı zamanlar geçirmesi, çocuğun ileriki yaşlarında davranış ve gelişim sorunları yaşamasına  dahi sebep olabilecektir. Yoğun stres yüklü annelerin bebekleri doğum sonrasında gaz ,kabızlık, sürekli ağlama, tepkisellikler  daha sonraları da huzursuz, kavgacı, tatminsiz, sert ve şiddet hareketler sergileyen sorunlu çocuklara dönüşebilir.

Stres yüklenmiş eşlerde ise birbirlerini dinlememe, ilgili davranma azlığı, şehvet, cinsel yaşamda isteksizlik, romantik davranış sergileme yoksunluğu, şefkatten uzak ve birbirlerine karşı tahammülsüzlükleri tırmanışa geçtiği gibi anlama, uzlaşma kabiliyetleri de azalır. Bunlarla da bitmiyor, stresli zamanlar kilo alımını daha fazla yeme isteğini doğurabilir hatta stres kişiyi daha yaşlı daha yıpranmış gösterebilir.

 

Etkili stres yönetimiyle daha mutlu, daha sağlıklı, daha huzurlu ve daha üretken kalınabilir. İlişkileri yönetebilme kabiliyeti, dengeli bir yaşam, sağlıklı bir beden, keyifli bir çalışma zamanı, zorluklarla başa çıkabilme yeteneği ve esnekliği istenilen nihai hedef olmakla birlikte, stresi yönetmek tek bir yöntem ya da tek bir reçete değildir. Kendi ruh ve beden sağlığımız için en iyi yolları denemek ve bulmak gerekiyor.

 

Yaşadığımız dünyada o kadar çok kaygı var ki; doğal afetler, iş bulamamak, geçim sıkıntısı, şiddete tacize maruz kalmak, trafik işkencesi, aile içerisindeki çatışmalar, iş değiştirme, taşınma, boşanma, vefatlar, yitirmeler, iflas gibi pek çok etken büyük travmalara neden olabilir. Hayatınızda ortadan kaldırılabilecek stres faktörlerinin çokluğu ve sayısı şaşırtabilir. Stresi yönetmek adına önerilerimi satırlara bırakacağım lazım olan alıp uygulayabilir. Bu 5 kurtarıcı STRESİ yönetmekte ipucu olacaktır.

“Durup düşünün, Kaçının, Değiştirin, Kabul edin, Uygulayın”

Bunları devreye soktuğunuzda bir şeylerin daha kolay yola girdiğini göreceksiniz.

O zaman direksiyona geçip vitesle çok oynamadan, hayatın içerisindeki tüm tali yollara çıkmaz sokaklara ve ışıklara rağmen  yolculuğunun tadını çıkartmak kalıyor.

5 büyük adımı birlikte atalım mı?

1-Stresi günlük hayatınız içerisinde nelerin tetiklediğinin taramasını yapın, içe dönerek kendi iç dünyanıza dokunun.

-Stresiniz diğer insanlar ve dış olaylardan mı kaynaklı?

-Stres işinizin veya evininiz bir parçası haline mi geldi?

-En son ne zaman huzurlu nefes aldığınızı düşünün. Fiziksel ve ruhsal olarak kendinizi iyi hissetmek için neler yapıyorsunuz? Bunları

DURUP DÜŞÜNÜN.

2- Kendi sınırlarımızı bilmek ve korumak gerekiyor. Bunu göz ardı ettiğimizde egolu, kibirli, kıskanç, hırslı, zalim kişilerin bizi üzmesine ortam sağlamış oluruz. Kişisel ve profesyonel yaşantımızda fazlaca görev üstlenmek strese yeşil ışık yakar. Gerekenler ve zorunluklar arasında iyi ayrım yapmak gerektiğini unutmamak gerekiyor. Yük ağırlaştığında büyülü kelime ise “HAYIR” diyebilmeyi bilmektir. Birileri hayatınız içerisinde sürekli strese sebep oluyorsa, bu patron, aile bireyleri ya da arkadaşlarda olabilir. Sınır koymak, duvar örebilmek yani KAÇINMAK gerekiyor.

3-Televizyonda akşam haberleri ya da siyaset sizi bunaltıyorsa televizyonu kapatın, market alışverişini sevmiyorsanız online yapın, birilerini görmek sizi rahatsız ediyorsa yolunuzu değiştirip yanında geçmemeye çalışın, trafik zorluyorsa daha farklı uzun ama az kullanılan bir rota çizmeye çalışın, haftalık planlarınızı yaparken  yapacaklar listesine boğulacak kadar çok iş koymayın ve azaltın, gerekli olmayan görevleri almak adına cengaverlik yapmayın. Örneğin oturduğunuz apartmanda kimse sorumluluk almıyor diye yönetici olmak zorunda değilsiniz ya da evdeki herkes herşeyi dağıtıyorsa, sürekli  toplayacak kişi de siz değilsiniz. Görev tanımlaması yaparak sınırların çizin, bırakın onların bölgesi dağınık kalsın, rahatsız olup bir gün toplayacaklardır. Bir şeyleri DEĞİŞTİRMEK adına harekete geçin.

4-Bazı durumlar vardır ki, o anı değiştirmek imkansızdır. Ölüm, iflas, pandemi, deprem, kronik bir hastalık ya da çocuğunuzun olmayacağı gerçeği gibi. Bunları o an da değiştirmek imkansızdır ama süreci yönetmek elimizdedir. Bu durumda en iyi yol kabul etmektir.

KABUL ETMEK zor olabilir ancak uzun vadede değişmeyecek bir duruma karşı korkmaktan daha kolay bir yöntem olacaktır. Bazı insanların davranışlarını kontrol edemeyiz, kontrol edilmeyeni kontrol etmek yerine kontrol edilecek konulara odaklanmak daha kolay çözümdür.

Büyük sorunları ve yaşanan sıkıntıları bir sınav ya da bilincin gelişimi için olanak olarak düşünmek, bu yönde kişiliği geliştiren fırsatlara dönüşmesini görmeye çalışmak önemlidir.

Hatalardan ders alarak ki özellikle stresli bir durum bu hatalara ya da olumsuzluklara sebep verdiyse, bundan çıkarımlar elde etmek gerekir. En önemlisi de affetmeyi bağışlamayı bilmek, öğrenmektir. Kusur olgusunu kabul etmek gerekiyor ki insanlar hata yapar, yapacaktır da.

Öfke ve kızgınlıktan, nefret eğilimden kurtulmak, affetmek rahatlatır; savaşmak, didişmek

negatif enerji üretmek yerine affetmek ve olayları olduğu gibi KABUL ETMEK işleri kolaylaştıracaktır. İç dünyadaki hisleri ifade edebilmek, duyguları açığa çıkararak hisleri paylaşmak kendi içimizde saklamamak rahatlık ve ruhsal konfor sağlar. Sorunları güven duyulan bir dosta  ya da bir terapiste anlatmak, içi boşaltmak ise her zaman iyi yöntemdir.

5-Stresi ve stresli ortamlar değişmiyorsa, kendinizi değiştirin. Beklentiler, bakış açısı ve tavrınız değiştiğinde bütün dünya da değişecektir. Stresli durumlara uyum sağlandığında hayat daha sevimli ve kolay hale gelir. Stresli zamanlarda, ortama ve olaylara yeniden ve farklı bir pencereden bakabilme kabiliyeti geliştirmek doğru bir yöntemdir. Trafik durduğunda stres yapmak yerine radyoda bir müzik kanalı bulup  hatta bunu bir fırsat gibi görerek anın tadını çıkartmak gibi. Yine atlanılan bir konuda büyük resme bakmadan hep küçük parçalar ve detaylarla uğraşmak. Perspektif bakış büyük açıda olduğunda, çözümü daha kolaylaşacaktır.

 

-Konu ne olursa olsun, uzun vadede olması çok mu önemli!

-Olmazsa ne olur? Üzülmeye değer mi ya da şu anda bu kadar stres ve endişe duymak sorunu çözüyor mu?

-Cevap HAYIR ise enerjiyi boşa harcamadan başka bir açıya odaklanmak doğru seçimdir.

Ruhu besleyecek pencereleri açmayı asla unutmamak gerekiyor. Hayatın koşuşturmacası ne olursa olsun kendimizi ihmal etmeden ruhu beslemek, lüks olmaktan ziyade gereklilik ve  şımartmakta en keyifli yolculuklardan birisidir. Eğlenmek ve rahatlamak için düzenli olarak zaman ayrıldığında, ruhsal keşifler çoğaltıldığında hayatın stresiyle başa çıkmak kolaylaşır.

Kendinize boş zamanlar bırakın, bedenin ve beynin pil misali şarj etmeye ihtiyacı var ve yükümlülüklerin hayatı ihlal etmesine izin vermemek gerekir. Her gün zevk alınan bir şeyi yapmaya gayret göstermekte ruha iyi gelecektir. Yıldızları seyretmek, gitar çalmak, yün örmek ya da dans etmek olabilir. Keyif alınan bir şeyleri yaşam yolculuğuna yerleştirirken stresle savaşmanın en güzel ilaçlarından biri de gülmek olduğunu unutmamak gerekiyor.

Zihni sakinleştirmek için nefes, yoga, meditasyon çalışmalarıyla ruhsal dinginlik sağlanır, böylelikle denge de kurulmuş olur. Unutmamak gerekir ki, hayatın içerisinde en önemli sermaye ZAMAN. Zamanı iyi yönetilmediğinde, bir yerlere geç kalma, yetişme kaygısı hatta hayatı ıskalama, teyed geçme korkusu motivasyonu etkiler ve stresi arttırır.

Zamanı yönetmek en önemli hamlelerden biri olduğu gibi işleri bölmek, görevleri delege etmek, paylaşmak, yapılacak işleri sıralamak, öncelikleri belirlemek stresi yönetmekte iyi çözüm noktalarıdır.

Son olarak stresi kontrolde tutmak adına, mini tavsiyeleri bonus olarak bırakmak isterim;

Bir toplantıda işler iyi gitmediğinde, trafikte kalındığında, eş veya anne babayla tartışma yaşandığında, kötü bir telefon geldiğinde, bir iş anlaşması iptal olduğunda stres ibresi yükselmeye başlar. O anlarda derin derin diyafram nefesleri alarak

10 a kadar sayı saymak, o an da değer verdiğiniz birinin fotoğrafına bakmak, sevdiğiniz bir müziği açıp dinlemek, başka bir atmosfere götürecek olan güzel bir kokuyu koklamak, sakız çiğnemek, evcil hayvanı kucaklamak  ya da spor yapmak iyi gelecektir. Stresi yönetebilmek adına seçilmiş kolay yol ve yöntemler kişiden kişiye değişiklik göstereceği gibi zaman içerisinde daha da gelişecektir.

Unutmayın ki, bugünün ve hayatın bir tekrarı daha yok. Yüzümüz yarınlara dönük, stresin var olduğunu bilerek ama ona teslim olmadan, hastalıklara yeşil ışık yakmadan gökkuşağı renklerinden süzülen günlerin yaşanacağı, stressiz zamanlar diliyorum.

Şifa niyetine, iyilik sağlık olsun.

Oyunbozan Bağırsak

Sibel İNAN (araştırmacı yazar)

 

YORUMLAR

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.